Türkiye’de Üreticilerin Önünü Tıkayan 3 Önemli Madde

Üreticilerin önünü tıkayan maddeleri sizin için araştırdık. Bu yazımızda neden engellendiğimizi öğrenebilirsiniz.

Etiketin kullanımı oldukça eksiye dayanmaktadır. Her ne kadar etiketin icadının kesinliğini gösteren bir kanıt olmasa da tarihte ilk kullanım alanı bilinmektedir. Eski Mısır’da insanların günlük piyasa oranlarını göstermek için etiketler kullanıldığı düşünülmektedir. Mısır’da yapılan kazı alanlarında, tarihi kentlerin duvarlarına sıvanmış çeşitli fiyatlandırma ve ürün açıklamaları bulunmuştur. Bu bilgilendirme kağıtları ilk etiketler olarak kabul edilmektedir. Sir Rowland Hill’in 1839 yılında posta pulları için kullandığı yapışkanlı kağıtlar da ilk modern etiketler olarak kabul edilmektedir. Modern etiketin 1880’li yıllarda Avrupalı reklamcılar tarafından da icat edildiği düşünülmektedir.  Bu dönemde Avrupa’daki meyve üreticilerinin arasındaki büyük rekabette bir adım öne çıkmak isteyenler bu renkli etiketleri kullandı. Ancak ilk kendinden yapışkanlı etiket ise Avery Labels’ın kurucusu olan R. Stanton Avery tarafından 1935 yılında icat edildi. 

Ön Uygulamalı Etiketler

 

Eski etiketlerin birçoğu ön uygulamalı etiketlerdir. Yanı yapıştırılmadan önce arka tarafının su  ya da tükürükle ıslatılması ve sonra yapıştırılması gerekmektedir. Günümüzde de hala daha ön uygulamaları etiketler yer almaktadır. Ancak çoğu modern çıkartma etiket gerekmemektedir. 1800’lü yıllarda litografi etiket üretiminin başlıca yöntemiydi. Litografi özel taş kesim baskılar ile uygulanan son derece zor ve maliyetli bir üretim yöntemi olarak ortaya çıkmıştı. Ancak 1800’lü yılların sonunda teknolojinin gelişmesi ile beraber tasarımlar daha dikkat çekici ve renkli hale gelerek daha çok kişinin ilgisini çekti. Bu yıllarda etikete olan talep inanılmaz derecede arttı. 1800’lü yıllarda kullanılan tüm etiketler ön uygulamalı etiketlerdi. 

Kendinden Yapışkanlı Etiketler

 

1930’lu yıllarda R. Stanton Avery tarafından kendiliğinden yapışan etiket icat edildi. O yıllarda basınca duyarlı etiket olan etiketler son derece devrimseldi ve herhangi bir şekilde ön uygulamaya gerek yoktu. Endüstriyel alanda sıkça kullanılan bu etiketler aynı zamanda bilginin aktarılmasını hızlandırarak müşterilerin de daha fazla bilgi sahibi olmasını sağlıyordu. 1950’li yıllarda fleksografinin ortaya çıkması ile beraber etiketlerin yapışmasını sağlayan toksik maddeler geride kaldı ve toksik olmayan maddeler kullanıldı. Günümüzde de hala daha kendinden yapışkanlı etiketler
 sıkça kullanılmaktadır. 

Etikette Dijital Dönem

 

1990’lı yıllar ile beraber baskıda kullanılan dijital teknoloji oldukça gelişti ve etiketler daha açık, daha renkli ve daha farklı malzemeler ile üretilebilir oldu. Bilgisayar destekli güçlü üretim aletleri ile beraber etiket üretiminde patlama yaşandı ve böylelikle etiket üretiminin maliyetleri de önemli ölçüde düştü. Üretimde lazer ve gravür teknolojisinin kullanılması ile beraber etiket üretmek son derece basit bir hal aldı. Günümüzde farklı materyaller ile üretilen etiketlerin dayanıklılığı da geçmiş yıllara göre önemli ölçüde artış gösterdi. Ülkemizdeki girişimde bulunmanın önünde maalesef bazı engeller bulunuyor. Özellikle küçük işletmelerin hayatta kalabilmesi için gerçekten oldukça çabalaması ve fazla mesai harcaması gerekiyor. Bu engellerin bazıları yerel nedenlerden bazıları ise küresel çapta ekonominin durumundan kaynaklanıyor. Teknoloji ve bilgi teknolojileri alanındaki bazı yetersizlikler de küçük ve orta ölçekteki işletmelerin durumunu daha zor hale getiriyor. Son aylarda Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybı bu durumu kolaylaştırmıyor. Tüm bunlar bir araya geldiğinde işletmelerin karşısına önemli problemler çıkarıyor. 

Türkiye’de Kredi Koşulları

 

Kredi koşulları hem işletmelerin hem de vatandaşların karşısındaki en büyük zorluklardan bir tanesi. Bankaların yüksek faizli kredi uygulamaları büyümeyi hedefleyen işletmelerin önündeki engellerin başında geliyor. Banka faizlerinin yüksek olması aynı zamanda Türkiye’de kredi geri ödeme oranının da düşmesine neden oluyor. Bu yüzden birçok işletme büyümeyi hedeflerken kendini bir anda iflas etmiş durumda buluyor. Ayrıca ülkemizdeki teşvik kredileri de yetersiz kalıyor. %0 faizli kredilerin sayısı oldukça az. Bu durum işletmelerin zorda kalmasına neden oluyor. Geri ödemesiz teşviklerin sayısı ise neredeyse bir elin parmaklarını geçmiyor. Özellikle küçük işletmelerin rahat bir nefes alabilmesi için kredi probleminin ortadan kaldırılması ve vergi indirimi gibi teşviklerin arttırılması gerekiyor. 

Hammadde Yetersizliği

 

İşletmelerin önünde yer alan problemlerden bir tanesi de ham made yetersizliği. Günümüzde birçok sektörde ham maddenin ithal edilmesi küçük ve orta ölçekli işletmelerin işlerini daha da zorlaştırıyor. Dövizin yüksek olması ham madde fiyatlarını direkt olarak etkiliyor. Diğer taraftan ithalat kotaları ve gümrük vergileri de ham maddeye erişimi zorlaştıran etmenler arasında yer alıyor. Tüm bunlar bir araya geldiğinde kurulan işletmelerin çok azı ayakta kalma şansını yakalıyor. Ham maddeye olan erişimin güçlüğü, üretimin düşük olmasına ve işletmelerin aşırı talebi karşılayamamasına neden oluyor. Bu da işletmelerin talep yaratmayı başardığı durumlarda bile çeşitli krizler ile baş başa kalmasına neden oluyor. 

Yüksek Enflasyon

 

Yüksek enflasyon işletmeleri hem alış hem de satış kısmında etkiliyor. Yüksek enflasyonda fiyatlar yükselirken paranın değeri aynı kalıyor ve bu yüzden alım satım da önemli ölçüde düşüş yaşanıyor. Yüksek enflasyondan ilk olarak dar ve sabit gelirli tüketiciler etkileniyor ve bu kesim harcamalarında kısıtlamalara gidiyor. Ayrıca döviz ya da kredi borcu da satış hacmi düşen işletmelerine bir kısıtlama daha getiriyor. Ayrıca yüksek enflasyon beraberinde faizlerin artmasına neden oluyor ve bu da tekrardan kredi problemine neden oluyor. Enflasyonun yükselmesi işletmelerin hem müşteri ile etkileşimlerinde azalmaya hem de ham madde alımında daha zorlu koşulların meydana gelmesine yol açıyor. 


Diğer Haberler